Ağaç Modeli’nden Kıyı Buluşmalarına

Psikoanalizi terapi odasından çıkararak, bireysel seviyeden toplumsal seviyeye taşımak Freud’un gerçekleştiremediği hayali olarak kalsa da, Prof. Dr. Vamık Volkan, geliştirdiği Ağaç Modeli metodolojisi ile bu yönde ciddi bir adım atmıştır.  Ağaç modeli teorik ve metodolojik düzeyde psikoanalitik bir çerçeveye sahiptir. Ancak toplumsal seviyedeki ayrışmaları, dirençleri ve nevrotik çatışmaları anlamak için klinik psikodinamik bir çerçeveden başka; sosyoloji, siyaset bilimi, sosyoloji, tarih, uluslararası ilişkiler gibi sosyal bilimler perspektiflerine de ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç, ağaç modelinde öngörülen, çok-disiplinli ara-bulucu ekip (multidisciplinary facilitating team)  tarafından tamamlanmaktadır. Öncelikle, pandemi nedeniyle formatını değiştirmek zorunda kaldığımız, ama halen projemizin temel metodolojik çerçevesini oluşturan ağaç modelini biraz tanıyalım.

AĞAÇ MODELİ NEDİR? 

Prof. Dr. Vamık Volkan’ın, uluslararası gayri resmi diplomasi süreçleri çalışmaları kapsamında yaptığı Psikoanalitik gözlemler ve edindiği tecrübeler ışığında geliştirdiği ağaç modeli, şu temel iddia çevresinde şekillenir: Büyükgruplar arasında uzun yıllar süren çatışmalara çözüm ararken, gruplar arasındaki iletişimi ve barışçıl çözüm yollarını bloke eden, (çoğunlukla) bilinçdışı psikolojik ‘zehirlerin’ ve büyükgrup kimliğine dair ‘ritüellerin’ tespit edilmesi son derece önemlidir.  Gruplararasında sıklıkla rastlanan iletişime ve barışçıl çözüm yollarına direnç, ancak çatışmanın köklerinde yatan bu bilinçdışı zehirler ve ritüeller teşhis edilip, taraflar arasında bu konuda farkındalık oluşmaya başladıktan sonra aşılabilir. Ağaç modeli, klinisyen psikoanalistlerin önderliğinde, farklı sosyal bilimler disiplinleri alanlarında uzmanlardan oluşan bir arabulucu ekip tarafından yürütülür. 

Resimde göründüğü şekilde üç kısımdan oluşan ağaç modelinin ilk basamağı Ağacın Kökleridir. Bu aşamada, arabulucu ekip çatışmalı grupların bulunduğu yere seyahat ederek görüşmelerde ve gözlemlerde bulunurlar. Burada amaç iki büyükgrup arasındaki çatışmaların köklerinde yatan olası bilinçdışı psikolojik dirençlerin ve zehirlerin (ön)teşhisidir. Bundan başka, modelin bir sonraki aşamasında gerçekleşecek psikopolitik görüşmelere davet edilmek üzere, çatışmaya taraf grupları temsil edebilecek, toplumda etki düzeyi yüksek insanlardan bir liste oluşturulur.   

Bir sonraki aşama ağacın gövdesidir. İki tarafın temsilcileri birkaç gün sürecek psikopolitik grup görüşmeleri kapsamında, her üç ayda bir kez, biraraya gelir. Bu görüşmeler, psikoanalitik/psikodinamik grup terapisi alanında eğitimli bir klinisyen tarafından yönetilir. Arabulucu ekibin üyeleri, görüşmeler esnasında ortaya çıkan gerilimlere, sahip oldukları sosyolojik, tarihi, siyasal, teolojik ve uluslararası ilişkiler alanlarındaki uzmanlıklarıyla derinlik katarlar. Modelin bu aşamasında hedeflenen, en az iki-üç yıl sürmesi planlanan psikodinamik grup görüşmelere katılan, çatışma halindeki büyükgrupların temsilcileri arasında, barışçıl çözüm yollarını ve iletişimi bloke eden bilinçdışı kollektif dirençler ve psikolojik zehirler konusunda farkındalık oluşmasıdır. Modelin bu ikinci aşaması devam ederken, katılımcılar arasında oluşan farkındalıkların, toplumlarına duyurulmasına yönelik adımlar atılmaya başlanarak, bir taraftan da modelin üçüncü aşamasına geçilebilir.  

Modelin üçüncü aşaması, belli bir süre ikinci aşamaya entegre şekilde, paralel yürüyebilir. Ağacın dalları döneminde, temsil ettikleri toplumlarında etki güçleri yüksek olan katılımcılar arasında, çatışmaların kökenlerine ve iletişimin nerelerde/neden bloke olduğuna dair oluşan farkındalıkların, hayata geçirilen sosyal projeler ve inşa edilen yeni kurumlar vasıtasıyla toplumdaki diğer bireylere de aktarılması hedeflenir.  

PSİKODİNAMİK GRUPLAR

TÜBITAK’ın tersine beyin göçünü teşvik etmek için 2019 yılında açtığı, 2232 Lider Araştırmacılar Programından haberdar olduğunda, proje yürütücüsü Dr. Ayşe Altunbay, Hamburg Eppendorf Üniversite Kliniğinde Çocuk ve Ergen Psikiyatristi ve Psikoterapisti olarak çalışmaktaydı. Bir taraftan da, 2006 yılında Viyana Siyasal Bilimler Fakültesinde öğrenciyken derslerini takip etme imkânı bulduğu Prof. Dr. Vamık Volkan’ın Ağaç Modelini gerçekleştirmek için gerekli olan Psikodinamik Grup Terapisi eğitimine devam etmekteydi.  Başvurusu kabul edilen orijinal proje taslağı, pandemi nedeniyle revize edilmek zorunda kalmadan önce, şu şekilde yapılandırılmıştı:

Proje Hipotezi

Projenin 3 temel hipotez ekseninde şekillendiğini söyleyebiliriz: 

  • Prof. Dr. Vamık Volkan’ın geliştirdiği Ağaç Modelinin, kronikleşmiş toplumsal çatışmaların daha iyi anlaşılmasını ve çatışmalı gruplar arasında tıkanmış olan iletişim kanallarının açılmasını sağlayarak, gruplar arasında nitelikli temasın ve iletişimin yeniden canlandırılması için elverişli bir model olması,
  • Son yıllarda Avrupa genelinde artan İslam karşıtı ırkçılık (yaygın kullanım ile İslamofobi) söylemi etrafında oluşan toplumsal polarizasyonlar ile Türkiye’de on-yıllardır devam eden, ‘laiklik’ ve ‘dindarlık’ eksenlerinde gelişen tartışmaların ve toplumsal polarizasyonların derin sosyopolitik ve psikodinamik açıdan benzerlik göstermeleri, 
  • Avusturya ve Almanya toplumlarında İslam’a ve Müslümanlarla birlikte yaşama dair toplumsal çatışmalarla, Türkiye toplumunda laiklik-dindarlık eksenlerindeki toplumsal çatışmalar paralel olarak ele alındığında, her üç ülke toplumları da, birbirlerinin farklı kolektif baş etme stratejilerinden ve ‘Öteki’ ile birlikte yaşama dair toplumsal hafızalarından istifade edebilirler, ve diğer iki merkeze olan mesafe dolayısıyla edinecekleri kuşbakışı perspektifinden kendi toplumsal polarizasyonları ve gerilimleri ile yüzleşirken faydalanabilirler. 

Proje Dizaynı 

Ekim 2019da start’ı verilen projemiz bünyesinde, Ağaç Modelini, Islam ve Dindarlık konularında mevcut olan toplumsal polarizasyonlar ekseninde,  Ankara, Berlin ve Viyana’da eşzamanlı uygulamak üzere işe koyulduk.

Ağaç Modelinde Kıyı Buluşmalarına Dönüşüm Süreci – Pandemiden Sonra   

Projeyi Viyana, Berlin ve Ankara’da yürütecek olan arabulucu ekiplerin oluşturulmasını tamamlamak üzereydik ki, Covid-19 pandemisi, beraberinde getirdiği tüm belirsizliklerle (seyahat yasağı, sosyal mesafe kuralları, kalabalık toplantıların yasaklanması, vb.)  ile proje sürecinin birkaç ay boyunca felce uğramasına sebep oldu. Pandeminin hayatımıza uzun bir süre daha eşlik edeceğinin anlaşılması üzerine, projeyi pandemi şartlarına göre revize etme kararı aldık. Viyana ve Berlin’deki ekipler, pandemi belirsizliği ortadan kalkmadan, zaten yeteri kadar kompleks ve inovatif bir çerçeveye sahip olan ağaç modelini uygulamanın doğru olmayacağı konusunda birleştiler. Bu nedenle projenin Ankara ayağına odaklanmaya karar verdik. Ağaç modelinin öngördüğü, kalabalık grup buluşmalarının pandemi koşullarında gerçekleşmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ağaç modelinin formatını, çekirdeğini oluşturan psikodinamik grup görüşmelerini muhafaza edecek şekilde, revize ettik. Toplumdaki polarizasyon ekseninin iki tarafından davet ettiğimiz katılımcıları 6 kişiyi geçmeyecek şekilde küçük gruplara böldük, üç ayda bir gerçekleşmesi gereken 4 günlük yoğun toplantı formatını da zamana yayarak, katılımcıların mini-gruplar dâhilinde, iki haftada bir buluşmalarını öngördük. Projenin bu yeni formatına da Kıyı Buluşmaları ismini verdik. 

Sıklığı ve sayıları artmak zorunda kalan Kıyı Buluşmalarının, ferah ve uygun havalandırma imkânlarına sahip bir mekânda, sosyal mesafe kuralları dikkate alınarak gerçekleşebilmesi için de bir proje ofisi kiraladık.  Şuan Ankara’daki proje ofisimizde Kıyı Buluşmaları kısmen başladı, yeni grupların oluşturulması için çalışmalara devam ediyoruz.

Bir taraftan da, Almanya ve Avusturya ayaklarının, online ortamda gerçekleşecek psikodinamik grup görüşmeleri dahilinde, kısmen de olsa gerçekleşmesi için bağlantıda olduğumuz meslektaşlarımızla görüşmeler yapıyoruz.

* Bu sayfada kullanılan ağaç resimleri, 2020 yılının temmuz ayında Bilim Genç Tübitak’ın sayfasında #Ağaçlar etiketiye paylaşılan resimler arasında “Gel Kucaklaşalım” ismiyle ayın en beğenilen fotoğrafı seçilmiştir. Fotoğrafın sahibi Ayşe Nur arkadaşımızı tebrik eder, fotoğraflarını projemizde kullanmamıza izin verdiği için kendisine çok teşekkür ederiz.

 

 

 

Bir Cevap Yazın